rudolf-hessİkinci Dünya Savaşı’nı sona erdirecek kesin başarı olacaktı bu. Almanya’dan bir uçakla tek başına havalanıp paraşütle İskoçya’ya atlarken böyle düşünüyordu. Kral VI. George ile konuşacak ve iki ülke arasında barış önerecekti. Ama işler hiç de umduğu gibi sonuçlanmadı.

Hikâye 10 Mayıs 1941’de, Rudolf Hess’in, Almanya içinde uzun menzilli uçuş denemeleri için gereksinimi olduğunu söyleyerek bir Messershmitt 110 uçağı almasıyla başlar. Hess havalandıktan sonra uçağın burnunu Manş Denizine, oradan da İskoçya’ya çevirmişti. Uçağıyla Almanya’dan ayrılırken, 1936 yılında Berlin Olimpiyatları sırasında tanıştığı Hamilton Dükü’nün İskoçya’daki evine inmeyi planlamıştı.

Saat 23.07 sularında bir ışıldak, Hess’in uçağını Glasgow’un sekiz mil güneyinde saptamıştı. Işıldağın başındakiler, uçağın kendi üzerlerine pike yaptığını görünce şaşırdılar. Tam o anda bir paraşüt açıldı. Pilotsuz uçak ışıldaktan 250 metre uzağa düşüp parçalandı.

İki uçaksavar eri, pilotun paraşütle yere inişini seyredip iniş noktasının Glasgow’dan sekiz mil uzaktaki, Hamilton Dükünün malikanesine yakın Basil’s Baird olduğunu hesapladılar ve o yana yürüdüler. Ancak onlar oraya gelmeden Hess, çiftçi David McLean ile karşılaşmıştı bile. İlk kez paraşütle atladığından ayağını fena halde incitmişti.

Çiftçi Baird yatmaya hazırlandığı sırada McLean, koşarak gelip çiftliğin arkasındaki tarlaya bir Nazi’nin paraşütle indiğini söylemişti. McLean’e göre esrarengiz Alman pilotunun ilk sözleri, “Çok özür dilerim, bana Hamilton Dükünün malikânesini gösterir misiniz?” olmuştu.

Ne Baird, ne de McLean Alman Hava Kuvvetlerinden yüzbaşı üniforması giyen adamın kimliğini bilmiyorlardı. Hess çiftliğe girdikten az sonra, iki uçaksavar eri olay yerine geldiler. Kapıda kendilerini McLean karşıladı, “İçerde,” dedi. “Yarım dakika önce geldi.”

Erler içeri girince Almanı koltukta otururken gördüler. Adam boş ellerini göstererek, “İngiliz askerleri, silahım ve bombam yok. Adım Alfred Horn…” Hess, erlere dostça davranıp onlara, o sabah birlikte olduğunu söylediği karısının ve oğlunun resimlerini gösterdi. Götürülmeden önce kendisine bir fincan çay ikram edildi, ama o bir bardak su istedi.

Nazi Hiyerarşisinin 3 Numaralı Adamı

Paraşütle indiği sırada ayağını burkan Hess, yerel Sivil Muhafızlar karargâhına götürüldü. Burada kendisiyle birlikte gelen topçulardan biri, tutuklunun yüzünün yabancı gelmediğini fark etti. Gazeteleri tarayarak Hess’in fotoğrafını buldu. “İşte, bu olduğuna eminim” dedi. Ama arkadaşlarına bu düşünce öylesine olmayacak bir şey gibi gelmişti ki, alay ederek adamı susturdular.

Daha sonraları bir Hava Kuvvetleri haberalma subayı Hess’i diğer subaylar önünde sorguya çekti. Bir süre sonra Binbaşı Graham Donald sorgu subayına, “Evet, bu Rudolf Hess’tir” dedi. “Onu savaştan önce Almanya’da görmüştüm.”

“Saçmalama” dediler adama. “Hitler’in yardımcısının İskoçya’da ne işi var?”

Oysa karşılarındaki gerçekten de, Goering’den sonra Nazi hiyerarşisindeki üçüncü adam ve Führer’in yardımcısı Rudolf Hess’ten başkası değildi. Hess, daha sonra götürüldüğü Maryhill Kışlasında Hamilton Dükü ile görüşmeye geldiğini, aslında indiği yerden 12 mil ötedeki Dungavel’e inmek istediğini söyledi. Krallık Hava Kuvvetlerinde filo komutanı olan Hamilton Dükü, Hess’i görmeye geldi. Alman’ın isteği üzerine iki adam yalnız görüştüler. Hess ilk kez gerçek kimliğini açıkladı ve dük ile görüşmesinin nedeninin 1936 Berlin Olimpiyatlarında Hess’in evinde yemek yemeleri olduğunu söyledi. Hess, Dükün kendisini Kral ile görüştürebileceğini umuyordu. Barış görüşmeleri yapmaya gelmişti.

Churchill’e hemen haber uçuruldu. Ne tuhaftır ki, bir yıldır Almanya’ya karşı bin bir güçlükle tek başına savaşan İngiltere’nin savaş lideri sadece “Hmm!” deyip film izlemeye gidecekti.

Ertesi gün Hitler’e haber verildi. Hem de erken uyandırma pahasına. Öyle ki, Normandiya Çıkarması’nı haber vermek için bile uykusunu bölmeye cesaret edemeyeceklerdir… Hitler olanları duyunca öfke nöbetine kapıldı. En yakın arkadaşı, Nazi Partisi’nin lider yardımcısı, Göring’den sonra kendi yerine geçecek olan adam ve 1921 yılından beri en bağnaz destekçisiydi Rudolf Hess.  Olanları savaş sonunda Alman Hava Kuvvetleri Başkomutanı Hermann Goering şöyle anlatmıştır: “Hitler, Hess’in kendisine bıraktığı mektubu okurken ben de oradaydım. Bir an ses çıkarmadı, sonra birden yerinden fırlayıp bu uçuştan haberi olan herkesin tutuklanmasını emretti.”

Ama Hess sırrını iyi saklamıştı. Gideceğini yalnızca iki kişi biliyordu: Sekreteri ve yaveri. Plânından karısına bile söz etmemişti. Nazi propaganda mekanizması, Hess’in Almanya’dan kaçışını açıklamak için çelişkili hikâyeler uyduruyordu. Hess’i deli olarak niteliyorlardı. Daha sonra da kötü bir İngiliz tuzağına düşmüş bir iedalist ve yurtsever, bir “barış meleği” dediler onun için. Bu da uzun sürmedi; Hitler halk önünde Hess’i tüm görevlerinden aldığını ve yerine Martin Bormann’ı atadığını açıkladı.  Ayrıca Hitler, Hess’in dönmesi halinde hemen kurşuna dizilmesini özel olarak emretti.

Berlin, ilk başlarda Hitler’in yardımcısının, Almanya’nın sırlarını bilmediğini öne sürdü. Daha sonra da, İngilizlerin kendisinden sır sızdırmaya kalkışmayacak kadar centilmen olduklarını umduğunu belirtti.

Rudolf Hess Gizemini Hâlâ Koruyor

Savaş sona erip de Hess diğer savaş suçlularıyla Nürnberg’de yargıç önüne çıkınca öyküsünü anlattı. İngiltere’ye gitmeye, 1940 Haziranında Hitler’le konuştuktan sonra karar vermişti. Hitler şöyle demişti:

Benim iktidarı ele almamın temelinde İngiltere ile anlaşma yatar. Bugün bile bu umudu yitirmiş değilim. Soylu bir ırkın aynı kuşağının, ikinci kere birbirlerini yok ettikleri bu savaşı, korkunç bir trajedi olarak görüyorum. Savaş ne kadar çabuk sona ererse o kadar iyi olacak. Ama bu sonuca varmak için İngiliz prestijini yaralayacak her şeyden kaçınmalıdır.

Hitler’in bu düşüncesine verilebilecek en güzel örnek, Alman orduları 1940 Mayıs’ında üç haftada Fransız ordularını ezip geçerken, Belçika-Fransa sınırına çekilen İngiliz birliklerinin Dünkerk’den mucizevi bir şekilde kurtulmasıdır. Bu küçük kenti kuşatan Alman tankları, 10-15 kilometrelik bir alana sıkışmış, ağır silahlarını yollarda terk etmiş yüz binlerce İngiliz’in üzerine yürüyüp onları yok etmediler. Hitler, elinde böylesine büyük bir fırsat olmasına karşın, tankların Fransa’daki son harekat için bakıma alınmasını emretti ve tahliyenin durdurulması için Luftwaffe’yi görevlendirdi. Ne var ki uçaklar, 338 bin askerin İngiltere’ye kaçmasını önleyemedi. Bunlar esir alınsaydı İngiltere’nin savaşı sürdürebilmesi olanaksız hale gelir, en azından oldukça zorlaşırdı.

Hess de, İngiltere’nin,tüm dünyaya Almanya ile konuşmalara girmek için görünür bir nedeni olduğunu gösterebilirse prestij yitirmeyeceğini düşünmüş ve bu yüzden İngiltere’ye gitmişti.

Hess  İngiliz yetkilileriyle yaptığı görüşmelerde Hitler’in İngiltere’yi yenmek istemediğini ve çarpışmayı durdurmak niyetinde olduğunu iddia ediyordu. Almanya’nın barış istediğini söylüyor ve bu konuda görüşmelerde bulunmak için geldiğini bildiriyordu. Gerek bu görüşmede gerekse bundan sonra yapılan görüşmelerde Hess, Hitler gibi Almanya’nın savaşı kazandığını, İngiltere direnecek olursa sonunun korkunç olacağını söyledi. Bu nedenle hemen barış görüşmelerine başlanmasını istedi. Hess bu işe kendisini o denli kaptırmıştı ki silahsız ve kendi isteğiyle geldiğine göre geri dönmek hakkına da sahip olduğunu ileri sürüyordu. Hess çocukça bir hayale kapılmış ve Churchill tarafından olmasa bile İngiliz muhalefet partisi tarafından görüşmeci olarak hemen kabul edilebileceğini ummuştu. Ancak İngilizlerin böyle bir niyeti olmadığını anladığında çok sinirlendi. Fakat iş işten geçmişti artık.

Hess’in böyle bir davranışa neden yeltendiği konusunda türlü savlar ortaya atılmıştır. Bunlardan birine göre Hess, partinin ikinci adamı olmaktan bıktığı ve Hitler’in dikkatinin generaller üzerinde toplandığını gördüğü için eski itibarını yenilemek arzusuyla İngiltere’ye gitmiştir. Liderin gözüne girmenin en iyi yolu da Almanya ile İngiltere arasında bir barış antlaşması sağlamak olabilirdi.Öte yandan tüm Nazi liderlerinde görülüğü gibi Hess’de de fala inanma hastalığı vardı. Nurnberg’de bulunduğu sırada hapishanenin ruh doktoru Douglas M. Kelly’ye 1940 yılının sonlarında yıldızının barış görevini gösterdiğini,.rüyasında iki ulus arasında barışı sağlamakla görevlendirildiğini gördüğünü söylemişti.

İngiltere ve Almanya arasında barış aramak için geldiği konusunda kuşku yok. Ancak onu kimin gönderdiği veya bu olağandışı yola kimin teşvik ettiği konusu karışık. Çok sayıda teori var; ama bunlar ancak sis perdesini yoğunlaştırıyor.

Nurnberg’deki Rus savcısı bir başka neden daha ileri sürdü. Hess İngiltere ile barış antlaşması düzenlemek ve böylece Sovyetler Birliği’ne hücum edildiğinde Almanya’nın tek cephede dövüşmesini sağlamak istiyordu. Nitekim Stalin o sırada yalnız Almanya’dan değil, İngiltere’den de kuşkulanıyordu. Hess İskoçya’ya gidince Churchill ile Hitler arasında bir takım dolaplar döndüğüne inandı. Churchill uzun süre bunun böyle olmadığını anlatmaya çalıştı. İki yıl sonra Sovyetler Birliği’ne yaptığı ziyarette bu konuda Stalin’i ikna etmeye çalıştı. Ama Stalin Churchill’e inanmadı.

Hess Nürnberg’deki savaş mahkemesinde Hitler’in yardımcısı olduğu dönemde “saldırgan bir savaş planlamak”tan suçlu bulunarak yaşamboyu hapse mahkum oldu. Hess, 1966’da tahliye edilen Baldur von Schiracht ve Albert Speer’den sonra 21 yıl boyunca Spandau’nun tek mahkumu olarak kalmıştı. 1987 yılında, artık soğuk savaşın sonuna gelindiği ve onun da tahliye olabileceği düşünülmekteydi. Ne var ki 17 Temmuz 1987 günü İngilizler, 93 yaşındaki Hess’in bir uzatma kablosu bularak boğazına geçirdiğini ve kendisini yere atarak intihar ettiğini açıkladılar. Bu olanaksız olduğu gibi, sonradan yapıları otopsi de olayın intihar değil boğma olduğunu gösterdi. Pekiyi kim ve neden 47 yıl bekledikten sonra Hess’i öldürmek gereğini hissetmişti? Savaş sonrasında İngiltere Almanya ile ortaklığını geliştirirken ve çok daha büyük suçlar işlemiş olan Naziler bile affedilirken, Hess’in uzun yıllar boyunca hapiste kalması ve sonuçta öldürülmesi, saklanan bir şeyler olduğuna kesinlik kazandırmaktadır.

Rudolf Hess’in İngiltere Serüveni” için bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s