Tarihin İlk Gümrük Kaçakçılığı

İnsanoğlu yüzyıllar boyunca uygarlığı daha da geliştirmek için çalışmış, uğraşmış ve bu yolda büyük başarılar kazanmıştır. Fakat insanoğlunun karakteri tüm bu ilerlemelere karşın hiç değişmemiştir; yüzyıllar geçse de değişeceğe benzemez. Örneğin yasak olan her şey, her zaman insanoğluna çekici gelmiştir. Hele bunlar zevk veren ya da bir çıkar sağlayan şeyler olunca çok daha fazla ilgi çekmektedir. Dinler ya da yasalar insanoğlunun bu hareketlerini engellemeye çalışırken, insanoğlu bunların açıklarını bulup kullanmaktan kendini hiçbir zaman alamamıştır. Bunun en tipik örneklerinden biri de gümrük kaçakçılığıdır

Bugün iktisadi koşulları birbirine eşit olan ülkeler arasındaki ufak tefek farklar bile kaçakçılığı çekici hale getirmekte, körüklemektedir. Günümüzde nasılsa, yüzyıllar önce de böyle kaçakçılıkların yapıldığı, bizzat o dönem yaşayan kişiler tarafından yazılmış belgelerden anlaşılmaktadır. Çivi yazısı ile kil üzerine yazılmış böyle bir mektup; tarihte ilk gümrük işlemlerinin yapıldığı yer olarak bilinen Anadolu’nun aynı zamanda günümüzden 4 bin yıl önce tarihin bilinen ilk gümrük kaçakçılığına da ev sahipliği yaptığını bildirmektedir. Bu mektup, Kayseri yakınındaki Kültepe veya Kara Höyük denilen yerde ele geçen binlerce belgenin arasında bulunmuştur. Okumaya devam et “Tarihin İlk Gümrük Kaçakçılığı”

Roma Nasıl Kuruldu?

Romus ve Romulus dişi kurt tarafından emzirilirkenTiber Nehri’nin iki yanındaki yamaçlarda doğmuş olan Roma’nın, uzun ve karmaşık bir doğum süreci vardır. Ve bugün, biz bu süreci, bundan 30 yıl öncesine göre, daha ayrıntılı bir biçimde öğrenebiliyoruz.

Aslında modern zamanların Roma’sında, özellikle 1960’lı yıllardan başlayarak şehir yerleşim alanının hızla büyümesi, arkeolojik alanların ortaya çıkışını artırdı ve son bulgular, Roma hakkında bildiklerimizi altüst etti. Eskiden emin olunan pek çok konu, yeni araştırmaların katkısıyla çürütüldü. Hatta eskiden inanılan bazı konuların, artık sonsuza dek yok sayılması gerekiyor…

Çok yakın bir geçmişe kadar uzmanlar, 7. yüzyılın ortalarından önceki dönemler için, Roma’dan bir kent olarak bahsedilemeyeceğine inanıyorlardı.

Forum alanı üzerinde 1900’lü yıllarda yapılan kazılar, bu döneme ait “Comitium” adı verilen halka açık bir meydanı ve Ateş Tanrıçası Vesta’ya ait bir sunağı ortaya çıkartmamış mıydı?

Bunların kentin doğuşuna işaret eden iki gösterge olduğu düşünülüyordu. Bu şartlar altında neredeyse hiçbir araştırmacı, oldukça iyi bilinen Romulus efsanesine değer vermeye cesaret edemiyordu… Okumaya devam et “Roma Nasıl Kuruldu?”

Balat İlyas Bey Külliyesi

Balat İlyas Bey Külliyesi

Bir zamanların görkemli Miletos antik kentinden Bizans döneminde küçülerek antik tiyatro ve çevresinde bir kastron (kale kent) haline dönüşen Palatia/Balat yerleşimi Menteşe Beyliği’nin eline geçmesinden sonra deniz ticaretinin buradan yapılmaya başlanması nedeniyle tekrar canlanmıştır. Beyliğin Osmanlıların eline geçmesiyle duraksayan gelişim 1402’de Osmanlı Padişahı Yıldırım Bayezid ile Timur arasında Çubuk Ovası’nda yapılan ve Osmanlıların yenilgisiyle sonuçlanan Ankara Savaşı’nın ardından, Timur tarafından beyliğin Menteşe hanedanına geri verilmesinden sonra tekrar canlanmış ve Balat 15. yüzyılın ilkyarısında Beçin’den sonra Menteşelilerin ikinci başkenti olmuştur. Bu dönemde Venedik elçisi sıfatıyla Balat’a gelen Giritli Leonardo Dellaporta Menteşe Beyliği’nin başındaki İlyas Bey’in Balat’ta bahçelerle çevrili ikametgâhında ağırlanmış ve bu bahçelerin güzelliğinden çok etkilenmiştir.

Balat’ta 1404’te Menteşeoğulları’nın son hükümdarı İlyas Bey tarafından yaptırıldığı anlaşılan cami, medrese, imaret, çifte hamam, çarşı gibi birimlerden oluşan Balat İlyas Bey Külliyesi Anadolu’da Beylikler devri sanatının özgün anıtlarından birisidir. Kare planlı, tek kubbeli caminin duvarlarında kullanılan kaliteli mermer bloklar antik Milet harabelerinden devşirilmiş, yeniden işlenerek duvarlara yerleştirilmişlerdir. Kubbesi ve kubbeye geçişi tuğla örgülüdür. Okumaya devam et “Balat İlyas Bey Külliyesi”